top of page

Güvenli alanım

Güncelleme tarihi: 26 Oca



Sinir sistemimizin arka planda sürekli döndürdüğü soru “güvende miyim?” sorusudur. Eğer cevap “evet” ise sağlıklı ilişkiler kurabilme kapasitemiz genişler, yeni deneyimlere kucak açmaya daha hazır ve hevesli oluruz ve hayattaki duruşumuz netleşir. Ancak bu “evet” cevabını verebilmek için gerekli olan “güvenli çevre” (ya da buna “kapsayıcı alan” da diyebiliriz) herkes için aynı ulaşılabilirlikte

olmayabilir. Hele ki çeşitli stres faktörleriyle sürekli sınanıyorsak ya da geçmişte travmatik deneyimler yaşamışsak. O zaman iç sesimizi duymak ve kendimizle temas edebilmek için ekstra bir efor ve çalışma gereklidir çünkü sinir sistemimizin esasen bizi korumak için devreye soktuğu mekanizmalar devreye girmiştir ve yaşanmışlıklardan önceki o net ses biraz  boğuklaşmıştır. Bu engeli ortadan kaldırmak tabii ki biraz içgörü, cesaret, sabır, emek, kendinle çalışma, farkındalık ve süreklilik ister ama ben bedenin doğal bir iyileşme kapasitesi olduğuna da inanıyorum. Okuduğum pek çok araştırma, zarardan fayda sağlamanın hem bedeni hem zihni güçlendirdiğini söylüyor. Ve kanımca belirli bir dozda stres etkenlerine maruz kalmış olmak ya da hala kalıyor olmak büyümenin ana gerekliliklerinden biri çünkü stres etkenleri doğru şartlar altında bilgi ve hatta bilgeliğe dönüşebilirler.


Literatürde henüz çok az çalışma olmasına rağmen şunu netlikle söyleyebilirim ki travma sonrası stres bozukluğunun ne kadar korkunç bir durum olduğuna verilen dikkatin onda biri travma sonrası büyümeyi incelemeye verilse çok daha aydınlatıcı, ferahlatıcı ve büyütücü hikayeler duyup bunlardan ilham alabiliriz. Sistemik dizim eğitimi aldığım sevgili hocam Feride Gürsoy’un sözleri burada üzerinde durmaya değer nitelikteler. Kendisi travmayı kara deliklere benzetirdi. Nasıl ki kara delikler hiçbir özellik ayırt etmeden eksenlerine giren her şeyi içlerine çekip yutuyorsa travma da benzer şekilde kişinin tüm deneyimlerini, iyi kötü ayırt etmeden içine alıp orada yıllarca hapsedebilir. Bu oldukça karamsar bir tablo çizse de evrende kara deliklerin etrafındaki gaz sıkışmalarından yıldızlar oluşabildiğini de biliyoruz. Yani başımıza gelmiş en kötü şey eğer onunla doğru teması kurabilirsek bizi büyütür ve geriye dönüp baktığımızda kara bir delik gibi değil, bilakis etrafında o alanı aydınlatan ve iyi hissettiren bir deneyime dönüşebilir.


Konunun başına dönecek olursak…

Sinir sistemimiz güvende hissetmek için etrafı sürekli tarar demiştik. Fiziksel çevre tabii ki çok önemli. Bundan yoksun isek yola zaten maalesef bir adım geride başlıyoruz ama eğer burası yeterince kapsayıcı ve güvenli ise o halde sosyal çevremize bakıp ilişkilerimizi nasıl daha onarıcı, destekleyici ve güçlü hale getirebileceğimizi düşünüp bunun için harekete geçebiliriz. Örneğin beni genel anlamda iyi hissettiren çevreler evim, gürültüsüz ve sade mekanlar, doğa ve deniz. Bunların dışında güven bulduğum ve beni sosyal ilişkilerimde rahatlatan ortak özellikler ise gözlerinde huzur, sözlerinde nezaket, algılarında merhamet, hayat planlarında büyüme ve gelişim, kararlarında duygusal olgunluk içeren insanlar. Fiziksel aktiviteler elbette yoga, yüzme, yürüyüş ve tenis… Sevdiğim birine sarılmak, onunla kahve içmek, sohbet etmek, kahkaha atmak, dans etmek, ılık bir duş ve bunun gibi bir dolu kaynağım olduğu için şanslıyım. Aslında hepimizin kaynakları zengin. Önemli olan onlara ulaşabilmemiz ve eğer ulaşamıyorsak da önündeki engelleri kaldırabilecek adımı atabilmemiz. Sizi güvende hissettiren yer, insan, zaman, belki yiyecek her ne ise yorumlara yazabilir ve benimle paylaşabilirsiniz 😊

Yorumlar


 

© 2025 by neuroflowbyayse. Powered and secured by Wix 

 

bottom of page