Kapsa, Aş ve Tamamla
- aysedemir1409
- 8 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 11 Ara 2025
Yazının başlığına bakarak Gestalt terapisine aşina olanlar içeriği az çok tahmin etmiş olabilirler. Konuyla hiç alakası olmayanlar için ben bir küçük giriş yapacağım. Bu yazıyı yazmak istememin ya da ortaya çıkışının sebebi ihtiyaclarımızla temas etmenin ne kadar değerli olduğunu hatırlatma isteğim. Bir insan neye ihtiyacı olduğunu bilmez mi demeyin. Bunu atlamak ya da ihtiyaçla temas etse bile sonra ne yapacağını bilememek o kadar kolay ki…ama niyet varsa aradaki boşlukları doldurmak kolay.
Gestalt’a gore her ihtiyaç bir zemin üzerinde kendini şekil olarak gösterir. Bunu ilk duyduğumda benim de kafam biraz karışmıştı ama örneklerle anlatınca daha anlaşılabilir olacağını ümit ediyorum. Öncelikle deneyim döngüsü konseptinden başlayalım. Döngü adı üstünde tekrar eden işlem demek, ya da bir surecin başa dönüp yeniden başlaması. En basitinden fiziksel bir ihtiyacımıza bakalım ve bu yemek yemek olsun. Buradaki döngünun adımları şöyle; ihtiyacın ne olduğunu anlamak için zeminde ilk gelişen şey bedensel bir duyum ya da sezgi… Oturuyorum ve midemde bir kazınma hissi beliriyor, burnuma belki orada olmayan kokular geliyor, gözümde lezzetli yemekler beliriyor, ağzım sulanıyor ve ben artık anlıyorum ki açım. Hop ikinci adıma erişiyorum yani farkındalık. Artık açlığımın farkında olan ben harekete geçip ve yemeğe ulaşmalıyım. Bu da üçüncü adım; olduğum yerden kalkıp mutfağa gidiyorum, yemek pişiriyorum ya da hazır olan bir yemeğe erişip karnımı doyuruyorum yani İhtiyacımla temas ediyorum. Dördüncü adımı da tamamladıktan sonra sırada geri çekilmek var. Yemek yemeğe daha fazla devam edemeyeceğime göre artık masadan kalkıp başka bir işle uğraşmam iyi olur; buna özümseme basamağı da diyebiliriz. Bizim üzerinden gittiğimiz örnekte bunu fiziksel olarak sindirme aşaması gibi de düşünebilirsiniz. Son adım ise artık doyum, yani açlığımı hissedip, farkındalığımı kullanarak yemeğe ulaştım, onu yiyip bitirip masadan kalktım ve sindirdim. Yani bu süreci özümseyerek doyuma ulaştım. Artık bir sonraki döngüyü beklemeye geçebilirim.. Buraya kadar bahsettiğimiz deneyim döngüsü aksaksız gerçekleşti. Sorun bu adımlar arasında ya da birinde takılı kaldığımızda, diğer aşamaya geçemediğimizde oluşmaya başlıyor. Çoğu zaman bu takılı kalma temas boyutunda gerçekleşiyor. Aslolan ihtiyacla temas edemediysek mesele çözülmüyor ve tamamlanmamış mesele olarak hayatlarımızı engellemeye başlıyor.
Duygu ve davranışlarımız üzerinden anlamaya çalışalım derim çünkü duygusal ve zihinsel boyuttaki tum ihtiyaçlarım da hep bu temel döngü üzerinde gerçekleşiyorlar. Kendimin de bir dönem muzdarip olduğu ‘onaylanma ihtiyacından’ bahsedelim. Gerçekten lanet bir ihtiyaç :) Yaptığın her davranışın doğruluğunun biri tarafından onaylanmasını ya da sonucunun bir övgü ile karşılanmasını beklemek, alkış ya da benzer bir ödül pesinde olmak…Zamanla buna dopamin bağımlısı olmak da diyebiliriz…Maalesef inanılmaz yorucu ve eninde sonunda duvara çarpma hissini yasatan bir süreç. Ve en üzücü olan da yıllar yılı bunu yaparken temelde, en derindeki ‘yetersizlik’ hissi ile hiç temas edememiş olmak. Köküne bakmazsak gövdeyi tamamen zedeleyebilir; o zaman zemine inip orada bir kazı çalışması yapmamız ve o alanı genişletmemiz lazım yoksa bu temel ihtiyacımla temas edemeden ömrümü tüketebilirim. Köklerimi sulamam, havalandırmam gerek ki gövdem de şifalansın.
Yine ilk örneğimiz açlığa dönelim. Açım ve yemekle buluşmaya ihtiyacım var; doğru temas yemek yemek ama ben onu geçiştirmek istiyorum ve gidip yemek yemek yerine onu unutmak için uyuyorum ya da gidip deli gibi su içip karnımı şişiriyorum yani sanki yemek yemişim gibi bir hisle doyuma ulaşmaya çalışıyorum. Ne oldu? Ana ihtiyacım karşılanmadı, gittim kendime ikame bir tatmin buldum. Ama maalesef orası görülmediği için bir zaman sonra yine karşıma çıkacak. Ya da ofiste patronumla tartıştım, öfkeliyim ve kendimi tam olarak ifade edemedim. O sinir ve stres yüklemesiyle kalktım gittim müzik açtım, yemek yedim, alışveriş yaptım yani ihtiyacımla yine alakası olmayan ikame araçlar buldum ama öfkem onla gerçekten temas etmediğim için asla dinmedi. Hatta büyük olasılıkla onu yanlış yere yönlendirdim ve trafikte gidip adamın tekine çattım. Zemindeki öfkenin asıl ihtiyacı nereden geldiğine, nasıl şekillendiğine ve ne hissettirdiğine, bedenim, zihnime ne yaptığına bakılması ama ben meseleyi anlamak, anlamlandırmak ve tamamlamak yerine başka yollara sapıyorsam o öfke beni eninde sonunda tüketecek ve ben muhtemelen bilinç dışım tarafından yönlendirilmeye uzun bir süre daha devam edeceğim. Yapmam gereken temeldeki ihtiyacımı, yarım kalmış, tamamlanmamış, ifade edilememiş meselemi görüp onu kapsamak ve aşmak.
Sona yaklaşırken yine benim konuyu içselleştirmemde bana yarayan bir örnek vermek istiyorum. Bir ormanda olduğunuzu düşünün. Etrafta ağaçlar var. Ağaçların dalları, dalların da yaprakları var. Şekil ve zemin üzerinden düşünecek olursak ağacın gövdesi toprağın zemininde şekillenmiştir, dallar gövdenin, yapraklar da dalların zemininde. Yani dallar ve yapraklar gövdenin zemininde birer şekildir. Diyelim ki yapraklardan bazıları solmuş ve çürümüşler. Dalı keserek meseleyi halledebilirim. Sonra başka yapraklar solarsa yine aynı işlemi yaparak görüntüde ağacı sağlıklı gibi gösterebilirim ama ana meseleyle hiç temas etmemiş oluyorum yani gövdeye ve köke hatta kökün uzandığı yere kadar hiç gitmeden geçici çözümler buluyorum. Genişleyebilmek, sağlığıma kavuşabilmek icin benim alanı genişletmem gerekiyor. Biz çoğunlukla ağaca bakarken ormanı unutuyoruz ya da ormana bütünsel bakıp ağaçların tek tek varlıklarını görmezden gelebiliyoruz. İhtiyaçlarımızla temas edebilmek için hem parçalara hem de bütüne bakmamız ve aslında her şeyin görünende öyle olduğunu kavramamız gerekiyor.

Yorumlar