Yatırımını An'a Yap
- aysedemir1409
- 11 Ara 2025
- 2 dakikada okunur
Sıkılmamaya, sürekli iyi hissetmeye yönlendirildiğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Kötü hissetmeye hakkımız yokmuş gibi bir duruma geldik. Bu iyilik halini yakalamak için sürekli bir sonraki anın peşindeyiz. Dikkatimiz çoğunlukla dışardaki uyaranlara yönelik ve davranışlarımız tüketim odaklı; elimizdeki ile yetinemiyoruz; dolayısıyla da sık sık tatmin arayışındayız. An’da olandan o kadar uzağız ve an’da olanla o kadar temas edemiyoruz ki sürekli bizi iyi hissettirmeyen şeylerin üzerini örtüp ikame tatminler bulmaya çalışıyoruz.
Diyelim ki canım sıkkın ve bunu bir arkadaşıma dile getiriyorum. Arkadaşım beni iyi hissettirmek için hemen konuyu değiştiriyor, odağımı başka bir yere yönlendirmeye çalışıyor. Amacı beni o duygu durumundan çıkartıp daha iyi hissettirmek ve bu asla kötü bir çaba değil ama belki de benim o anki asıl gereksinim sadece ve sadece içimdekinin ifade bulması ve dinlenmek. Bazen de şu olabiliyor (ki bu daha vahim) karşımdaki kişi onu da kendi bataklığıma sürüklerim korkusuyla hadi bana müsade diyerek olay yerinden ve benden yavaşça uzaklaşıyor :) Her iki örnekte de orada, o anda, benim alanımı tutmaya, benim o hisle kalmama tahammül etme potansiyelini kendi içinde barındırmadığı gibi bana da izin verilmemiş oluyor. Buna benzer örnekleri bir yerimiz ağrıdığında doktora gittiğimizde bile yaşıyoruz. Acıyı giderici ya da geçiştirici ilaçlar veriliyor. Hızlı çözümler üretiliyor ama ana nedene kimse bakmıyor, derine kimse inmiyor çünkü orası yolu uzatıyor. Neden?Çünkü kimsenin buna izin verecek zamanı yok, çok acelemiz var.. Dolayısıyla bir yama yapılıyor ve hasta ya da danışan bir sonra ve daha ciddi gelecek atağa karşı savunmasız ve bilinçsiz bir şekilde hayatına devam ediyor.
Ama her türlü duygunun fiziksel boyutta bir karşılığı olduğu gerçeğini unutuyoruz. Bu hızlı tüketim ve belki de toksik pozitiflik çağında temel ihtiyaçlarımızı görmezden geldikçe, duyguların oluşmasına izin vermedikçe uzun vadede kendimize daha büyük zararlar veriyoruz. Halbuki duygular sürekli oradalar; sadece seslerinin duyulmasını bekliyorlar.
Neredeyse her duygunun beyinde salgılattığı bi hormon var, bedende yerleştiği bi bölge var. Biz sürekli anlık tatminler pesinde koştuğumuzda ya da bakmamız gereken yere bakmadığımızda, dinlememiz gereken mesajı duymadığımızda kısacası an’da olamadığımızda adeta bu duyguları dibe çökerttiriyoruz. Kendimize izin vermediğimiz, geçiştirdiğimiz her şey de bizi öz’ümüzden uzaklaştırıyor ve hatta özgürlüğümüzden çalıyor.
Geçen gün Sinan Canan hocanın yine harika bir podcastini dinledim. Orada bu konuya müthiş denk düşen bir örnek verdi; siyanür içince zehirleneceğini bilirsin ve onu içmezsin ama damla damla o siyanürü 30 sene boyunca alırsan da bi problem yaşayacağın kesindir çünkü üzerine gitmediğin, dinlemediğin her duygu birikim yapar ve eninde onunda kendini gösterecek bir yol bulur.
Diyeceğim şu ki hep anlık tatminler peşinden gideceğimize acaba yatırımımızı şu anda ne olduğuna yapsak ve o peşinde koştuğumuz iyilik halini şimde ve burada da yakalasak ne güzel olur…Bunun için gerekli olan farkındalık içimizde mevcut. Sadece bir acelemiz olmadığını anlamamız ve dışarda hiçbir zaman öz’ümüzü gerçek anlamda tatmin edecek hiçbir şeyin olmadığını kavramamız gerekli...Namaste 😊

Yorumlar